Kpss Ders Notları: Atatürk İnkilapları,Siyasi -Ekonomik-Hukuk

2011-11-18 22:22:00

Kpss Tarih Bölümünde İnkilaplar ile ilgili yaklaşık 6 Soru Çıkmaktadır. Atatürk İnkilapları Konusunu buradan çalışabilirsiniz.

Kpss Tarih Anlatımı, Tarih Dersi Kısa Özetleri

İNKILAP ÇALIŞMALARI
II. MECLİS’İN AÇILMASI (11 AĞUSTOS 1923)
23 Nisan 1920’de çalışmalarına başlayan I. TBMM, ulusal bağımsızlığı gerçekleştirmeyi amaçlayan vatansever insanlardan oluşuyordu. Çok zor şartlarda çalışmış ve bunu başarmıştı. Mustafa Kemal mecliste değişik görüşlerde olan insanları bir araya getirmek için “Müdafaa-i Hukuk” grubunu kurmuştu. Meclisin 1 Nisan’da kendin feshetmesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verildi.
Seçimleri çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk grubu üyeleri kazandı. II. TBMM 11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başladı.23 Ağustos 1923’te Lozan Antlaşması meclis tarafından onaylandı.

 

ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI (13 Ekim 1923)
Lozan Anlaşması uyarınca anlaşmanın TBMM’de onaylanmasını takip eden altı hafta içinde İstanbul İtilaf devletleri askerlerince boşaltıldı. (2 Ekim 1923). Bu durum başkent sorununu gündeme getirdi. Meclisteki uzun tartışmalardan sonra Ankara başkent olarak kabul edildi.

 

CUMHURİYET’İN İLANI (29 Ekim 1923)
TBMM’nin açılması, arkasından saltanatın kaldırılmasıyla millet egemenliği büyük ölçüde gerçekleşmişti. Fakat kamuoyu hazır olmadığı için “Cumhuriyet” adı konmamıştı. Üstelik “Meclis Hükümeti” sistemi hükümet bunalımına yol açmıştı. Sonunda 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı, Feti Bey TBMM başkanı, İsmet Paşa başbakan oldu.
Cumhuriyetin ilanıyla :

* Devlet rejiminin adı belirlendi
* Devlet başkanı sorunu halledildi
* Meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçildi.
* Yürütmeye işlerlik kazandırıldı.
* Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı, İsmet Paşa Başbakan, Fethi Bey meclis başkanı seçilmiştir.

 

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 Mart 1924)
Saltanat kaldırılırken kamuoyu hazır olmadığı için halifelikten ayrılmıştı. Fakat Saltanat taraftarlarının halifelik makamı etrafında toplanması, Abdülmecid Efendi’nin saltanatı çağrıştıran davranışları, halifeliğin inkılapların ve laikliğe geçişin önündeki en büyük engel olması, işlevini kaybettiği I. Dünya Savaşı’yla ortaya çıkan halifelik gibi bir kurumun çağdaş Türkiye Cumhuriyet’inde yerinin olmaması ve basında gelişen bazı hadiseler yüzünden 3 mart 1924’te halifelik kaldırılmıştır.

Aynı Gün ;

* Şer’iye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı (laiklik yolunda önemli bir adım).
* Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi (Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi sağlandı).
* Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı (genel Kurmayın politikayla uğraşması engellendi)
* Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılmasına karar verildi.
* Harbiye Nezareti kaldırıldı. (Yerine Savunma Bakanlığı Kuruldu)

 

ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ


CUMHURİYET HALK PARTİSİ (9 Ağustos 1923)
İlk TBMM’de Mustafa Kemal’in kurduğu Müdafaa-i Hukuk grubundan başka Tesanüt, İstiklal, Halk ve Islahat grupları da bulunuyordu. Mustafa Kemal inkılapları yapacak kadroyu bir araya getirmek için 9 Ağustos 1923’te Halk Fırkası’nı kurdu. 1950’ye kadar iktidarda kalan partiye (1923 – 1938) yıllarında Mustafa Kemal, (1938-1950) yıllarında da İsmet İnönü başkanlık yapmıştır. Bu tarihe kadar partinin başkanı aynı zamanda cumhurbaşkanı idiler.

Not : Parti ekonomide “Devletçilik” ilkesini savunmuştur.

 

TERRAKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI (17 Kasım 1924)
1924 yılında ordunun siyasetle uğraşması yasaklanınca pek çok subay askerlik görevinden istifa ederek politikaya girdi. Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Rauf Bey (Orbay), Refet Bey (Bele), Adnan Bey (Adıvar) birleşerek aynı görüşü paylaşan kimseleri bir araya getirmek amacıyla bir parti kurdular. Parti kısa zamanda rejim muhaliflerinin yuvası durumuna geldi. Partinin ilk şubesinin Urfa’da açılması çalışmalarının iyi yolda olmadığının göstergesidir. Partinin yaptığı çalışmaların Şeyh Said İsyanı’nın çıkmasında etkisi görülmüş ve Takrir-i Sükun Kanunu’na dayanılarak 5 Haziran 1925’te parti kapatılmıştır.

Not : Parti ekonomide “liberalizm” i benimsemiştir.

ŞEYH SAİD AYAKLANMASI (13 Şubat 1925)

Nedenleri :

* Terrakiperver partisinin olumsuz çalışmaları
* Türk Devleti’nin Musul’a müdahalesini engellemek isteyen İngilizler’in Güneydoğu’da karışıklık çıkarmak amacıyla buradaki yerli ahaliyi devlet kurma yolunda kışkırtmaları
* Laik Cumhuriyet’e ve inkılaplara karşı olanların bir araya gelmeleri 

Diyarbakır’ın Piran köyünde başlayan ayaklanma kısa sürede Doğu Anadolu’ya yayıldı. Fethi Bey Hükümeti ayaklanmayı bastırmakta başarısız olunca istifa etti. İsmet Paşa Hükümeti 4 Mart 1925’te Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkarılmasını sağladı. İstiklal Mahkemeleri yeniden kurularak ayaklananlar cezalandırıldı. Musul sorununun aleyhimize çözümlenmesine sebep oldu. Ayrıca çok partili hayata geçişin ilk denemesinin başarısız olmasına yol açtı.

Not : Rejime karşı yapılan ilk ayaklanma olması yönüyle 31 Mart Vakası’na benzemektedir.

İZMİR SUİKASTI (16 HAZİRAN 1926)
Rejim karşıtları ve muhalifler Mustafa Kemal’e karşı başarısız bir suikast girişiminde bulunmuşlardır. Rejime yönelik bu hareket de başarısız kalmıştır.

 

SERBEST CUMHURİYET FIRKASI (12 Ağustos 1930)
Nedenleri :

* 1929 Dünya ekonomik buhranından etkilenen Türkiye’de bu buhranın aşılmasını sağlamak amacıyla değişik görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamak
* Ülkede demokratik bir ortamı oluşturmak
* Hükümetin çalışmalarını denetleyecek bir muhalefet partisi ortaya çıkarmak 

Bu sebeplerle Mustafa Kemal, Fethi Bey’den parti kurmasını istedi. 12 Ağustos 1930’da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası kısa zamanda rejim muhaliflerinin yuvası durumuna geldi. Bu durumu gören Fethi Bey, 18 Aralık 1930’da partiyi kapattı. Partinin kapatılmasındaki isabet kısa zaman içinde belli oldu. 23 Aralık 1930’da rejim karşıtları Menemen’de ayaklanarak Yedeksubay Kubilay’ı öldürdüler. Ayaklanma kısa sürede bastırıldı. Suçlular ağır şekilde cezalandırıldı.

Not-1: Her iki demokrasi denemesi de gösterdi ki Türk toplumu henüz çok partili siyasi rejime hazır değildir.

Not-2 : II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1946 yılında Demokrat parti’nin kurulmasıyla çok partili hayata geçilebilmiş, gerçek demokratik seçimler ise ancak 1950’de yapılmıştır. 1950’de Demokrat Parti iktidarı başlamıştır.

TÜRKİYE’DE İNKILAP HAREKETLERİ
Atatürk’ün inkılap anlayışı radikal ve köklü değişiklikler yapılması şeklindeydi. Özellikle Türk milletini son yüzyıllarda geri bıraktıran kurumları kaldırmak, yerine çağdaş kurumlar getirmek istiyordu. Zaten ulusal egemenlik anlayışına uygun kurulan bir devletin de yeni kurumlara ihtiyacı vardı. Bundan dolayı birbirini takip eden değişik alanlarda çeşitli inkılaplar yapılmıştır.

 SİYASİ ALANDA :
* Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922 – Laikliğin ilk aşaması)
* Ankara’nın başkent olması (13 Ekim 1923)
* Cumhuriyet’in ilanı ( 29 Ekim 1923 – Demokratikleşmede önemli bir adım)
* Halifeliğin ilgası (3 Mart 1924 Laikleşmede önemli bir adım) 
* Ordunun siyasetten ayrılması (19 Aralık 1924)
*Anayasa’dan “Devletin dini İslam’dır” ibaresinin çıkarılması (10 Nisan 1928)

* Atatürk ilkelerinin anayasaya girmesi (1937)

 HUKUKİ ALANDA : 
Yenilik Yapılmasının Nedenleri :

* Osmanlı Devleti’nde hukuki birliğin olmaması
* Modern hayatın ihtiyaçlarına cevap verememesi 
* Batı medeniyetine bir an önce geçmek için batı hukukuna yönelme gereği
* Osmanlı hukuk sisteminin, laik devletin esaslarına uygun olmaması
* Osmanlı hukuk sisteminde kadın hakları konusunda eksikliklerin olması
* Mecellenin tamamlanamamış olması

Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926) :

Medeni kanun, evlenme, boşanma, miras vb. her türlü ilişkileri düzenlemektedir. Medeni kanun bu yönüyle toplum hayatının düzenlenmesinde önemli rol oynamıştır. 

Türkiye laikliği benimsediği için şer’i hukuka göre düzenlenen mecelleyi uygulayamazdı. Yeni bir kanun hazırlanması da çok zaman alabilirdi. Bundan dolayı Japınlar’ın yaptığı gibi İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması kararlaştırıldı. En son hazırlanan modern bir kanundu. Akılcı ve pratik çözümler getiriyordu. Laiklikte önemli bir adım atıldı. 

Buna göre; tek eşlilik, resmi nikah zorunluluğu, kadınlara da boşanma hakkı, mirasta ve şahitlikte eşitlik, kadınların dilediği işte çalışabilmesi, Patrikhane’nin dünya ile ilgili yetkilerinin kaldırılması, din ve mezhep farkının kaldırılması gerçekleştirilmiştir. 

Not : Ayrıca Almanya’dan Ceza Mahkemeleri Usülü, İtalya’dan Ceza, Fransa’dan idari hukuk alınmıştır.

 EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA :
Osmanlı Devleti’nde eğitimde birliğin olmaması ve dini nitelikli olması yenilik yapılmasını zorunlu kılıyordu.

* Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924) : Eğitim ve öğretim birleştirilerek, devlet denetimine ve Milli Eğitim Bakanlığı emrine verildi. Bu kanun çerçevesinde medreseler kapatıldı. (Laiklikle ilgilidir.) 
* Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926) : İlk ve orta öğretimin esasları tespit edildi. Eğitim-öğretim hizmetleri laik eğitim anlayışıyla modernleştirildi. (Laiklikle ilgilidir.)
* Harf İnkılabı (1 Kasım 1928) : Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur ve Arap alfabelerini kullanmışlardı. Laik Türkiye Devleti’ne en uygunu olarak görülen Latin alfabesi, yeni Türk alfabesi olarak kabul edildi.

* Millet Mektepleri’nin Açılması (1928) : Yeni Türk Alfabesi’ni “halka” öğretmek amacıyla okullar açılmıştır.
* Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931) : Türk tarihini “Milliyetçilik ve Laiklik” ilkeleri esaslarına uygun olarak ele almak, Türkler’in kökenini, hizmetlerini, kurdukları devlet ve medeniyetleri araştırmak amacıyla kurulmuştur.
* Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932) : Türkçe’yi yabancı dillerin tesirinden kurtararak gelişmesini ve zenginleşmesini sağlamak, dilde millileşme ve sadeleşme yoluna gitmek, Türkçe’yi bir bilim ve kültür dili haline getirmek amaçlanmıştır.

Not : Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun kurulması milliyetçilik ilkesiyle ilgilidir.

* Üniversite Reformunun Yapılması (1933) :

- Darülfünun kaldırılarak yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur. (31 Mayıs 1933). Modern bilime açık olan bu üniversitede Hitler Almanyası’ndan kaçan bilim adamları da görev aldılar.
- Ankara Hukuk mektebi (1925 – İlk yüksekokul), Yüksek Ziraat Enstitüsü (1933)
- Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi (1936 – İlk fakülte)
- Güzel Sanatlar Akademisi, Devlet Konservatuarı açıldı.

 TOPLUMSAL ALANDA :

*Kılık – Kıyafet İnkılabı : 

- Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
- Dini Kıyafetlerle dolaşılmasının yasaklanmadı (3 Aralık 1934)

Not-1 : Çağdaşlaşma ile ilgili bir inkılaptır.

Not-2 : Diyanet İşleri Başkanı, Patrik ve Hahambaşı bu kanunun dışında tutulmuştur.

* Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925) : Çıkarılan kanunla tekke, türbe ve zaviyeler kapatıldı. Yine aynı kanunla “Şeyhlik, dedelik, dervişlik, seyyitlik, çelebilik, türbedarlık” gibi unvanlar da kaldırıldı. (Laiklikle ilgilidir)
* Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik : Bu alanlarda birliği sağlamak ve batılılaşmak amacıyla değişiklik yapılmıştır. Hicri ve Rumi takvim yerine Miladi Takvim (1 Ocak 1926) kabul edildi.

Ağırlık ve uzunluk ölçüsü olarak uluslar arası ölçüler olan metre ve gram kullanılmaya başlandı (1 Nisan 1931)

Devletler arası ilişkilerde düzeni sağlayabilmek için hafta tatili Cuma’dan pazara alındı. (1935).

 Soyadı Kanunu’nun Kabulü (21 Haziran 1934) : Kişilerin sosyal hayatta kolaylıkla tanınmaları, karışıklıkların önlenmesi için herkese Türkçe ve ahlaka aykırı olmayan birer soyadı verilmiştir. TBMM Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını vermiştir.

Bu kanunla beraber eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırıldı. Aynı kanunla Osmanlı nişan ve rütbelerini taşımak da yasaklandı.

* Kadınlara Siyasi Haklar Verilmesi (5 Aralık 1934) : Kadınlara 1930’da belediye meclislerine, 1933’te muhtarlıklara girme hakkı, 5 Aralık 1934’te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı bir çok Avrupa devletinden önce verilmiştir.

 EKONOMİK ALANDA :

Mustafa Kemal, askeri zaferlerin, siyasi ve ekonomik zaferlerle devam ettirilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu gayeyle ekonomik faaliyetleri bir bütün olarak değerlendirmiş ve Lozan imzalanmadan önce ele almıştır.

* İzmir İktisat Kongresi (18 Şubat – 4 Mart 1923) : Lozan’daki barış görüşmelerinin kesildiği bir sırada, İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Değişik kesimlerden 1135 temsilcinin katıldığı bu kongrenin sonucunda “Misak-ı İktisadi” kabul edildi. Buna göre ekonomik kalkınmada tam bağımsızlık öngörülüyor, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve kendi çabamızla kalkınmanın gereği ortaya konuluyordu.
* Kapitülasyonların Kaldırılması (24 Temmuz 1923) : Lozan’da kesin olarak kaldırılmıştır. 

* İş Bankası’nın Kurulması (1924) : Özel sektöre destek sağlamak amacıyla ilk özel Türk bankası olan İş Bankası kuruldu. 
* Aşar Vergisi’nin Kaldırılması (17 Şubat 1925) : Köylünün rahatlatılması ve üretimin artırılması amacıyla aynı zamanda şer’i bir vergi olan aşar kaldırıldı.
* Kabotaj Kanunu’nun Çıkarılması (1 Temmuz 1926) : Türkiye karasularında Türk gemicilerin ticaret yapmasına imkan tanınıyor, denizcilik geliştirilmeye çalışıyordu. (Milliyetçilikle ilgilidir.)

* Teşvik-i Sanayi Kanunu (1926) : Özel sektörü sanayi alanına çekmek ve ona kredi sağlamak için çıkarılmıştır.
* Tarım-Kredi Kooperatiflerinin Kurulması (1928) : Çiftçiye kredi, ucuz alet ve makine imkanı oluşturmaya çalışıldı.
* Toprak Reformu (1929) : Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak hedeflenmiştir. Fakat tam başarılı olunamamıştır.
* Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı (1933 – 1938) : Bu dönemde devlet, temel tüketim ve ara mallar sağlamak gayesiyle üç beyaz ve üç siyah projesine ağırlık vermiştir. Un, şeker, pamuk üç beyazı, kömür, demir ve akaryakıt ise üç siyahı oluşturuyordu. Bu temel malların üretilmesi ile döviz tasarrufu sağlandığı gibi, bu maddeler ile dışa bağımlılık da ortadan kalkacaktı.

Hazırlanan bu plana göre özel sektörün gerçekleştiremeyeceği yatırımlar, devlet eliyle yapılmaya başlandı. Plan doğrultusunda dokuma, demir, kağıt, cam ve kimya alanlarında 1937’ye kadar onaltı fabrika kuruldu. Fabrikaların işletmeye açılmasıyla, dışarıdan alınan mallar yüzde elli oranında azaldı. “İkinci Beş Yıllık Plan” ise İkinci Dünya savaşı’ndan dolayı uygulanamadı. Fakat, 1945 yılına kadar süren savaş esnasında Türkiye, dışarıya muhtaç olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir. Sümerbank’ın açılmasıyla elde edilen başarı, kuruluşların açılmasını teşvik etmiş ve maden işleri uğraşacak Etibank kurulmuştur. Böylece sanayide devletçilik ilkesi yerleştirilmeye çalışılmıştır.

Not : Çağdaşlaşmanın en yoğun olduğu dönem 1923-1934 yılları arasıdır

2212
0
0
Yorum Yaz